Sessiz İstifa Kavramına Genel Bakış
Özellikle hizmet ve perakende sektörüne bakıldığında, çalışanların şahit oldukları yaşam biçimleri sonrası yüksek tempoda çalışıp takdir görememe duygusu, sessiz istifanın kapılarını ciddi biçimde aralıyor.
Pandemi sonrası insanların iş hayatına yabancılaşması, gündelik iş sıkıntılarını da beraberinde getirdi. Pandeminin insanlık üzerinde oluşturduğu yıkıcı etki, normalleşme ile geçilebilir sanılsa da hiç de o kadar kolay olmadı. Bireylerin pandemi sürecinde karşılaştığı durumlar ve psikolojik kalıntılar elbette iş hayatına yansıdı.
Bu durum özellikle Z kuşağında büyük bir etkiye ve “bencilik” algısına neden oldu. Zaten Z kuşağının diğer kuşaklarla yaşadığı en büyük çatışmalardan biri olan “bencilik” olgusu, pandemiyle birlikte daha görünür hâle geldi. Çünkü herkesin bir “hayatı” vardı ve bu hayat çok değerliydi.
Pandeminin getirdiği zorluklar, Z kuşağının her gün sosyal medyada şahit olduğu kolay para kazanılıyormuş gibi görünen meslekler ve yaşam biçimleri, “mesaili” çalışma hayatına yabancılaşmayı beraberinde getirdi ve “sessiz istifa” kavramının iş hayatında yer bulmasına neden oldu.
Dijitalleşen dünyada belirli fırsatlardan yararlanarak servetler edinen insanların varlıklı hayatlarına tanık olan sosyal medya kullanıcıları, iş hayatında giderek verimsizleşmeye başladı. Bu para kazanma pratiklerinin içinde, haklı kazançların yanı sıra çok sayıda haksız kazanç örneğinin bulunması da göz ardı edilemeyecek bir durum. Özellikle yeni nesil, bir iş yerine emek verip çalışma ve karşılığını alma süreci boyunca bu bağdan kopmasına neden olacak pek çok caydırıcı faktörle karşılaşabiliyor.
Bu durum sessiz istifanın temellerini atarak gönüllü katkının ortadan kalkmasına sebebiyet veriyor. Önceki dönemlerde çalıştığı kurumla bağ kuran birçok insan vardı ve yaşam daha kompakt ve değerliydi. Ancak günümüzde bireylerin gün içinde fazlaca gerekli ya da gereksiz bilgiye maruz kalmaları, onları seçimler ve sürdürülebilirlik konusunda yanıltabiliyor.
Özellikle hizmet ve perakende sektörüne bakıldığında, çalışanların şahit oldukları yaşam biçimleri sonrası yüksek tempoda çalışıp takdir görememe duygusu, sessiz istifanın kapılarını ciddi biçimde aralıyor. Büyük şehir hayatının önemli bir parçası olan ve tüketim kültürünün merkezinde yer alan beyaz yaka çalışanlar da sessiz istifanın en sık görüldüğü gruplar arasında yer alıyor.
Yukarıda bahsedilen olumsuzluklara ek olarak; esnek çalışma saatleri, sürekli ulaşılabilir olma beklentisi gibi unsurlar da çalışanları sessiz istifaya sürükleyebiliyor. Son dönemlerde artan ekonomik kaygılar ve “hayata yetememe” hissi, günlük motivasyonsuzluğu beraberinde getirebiliyor. Bu duruma ajanslar ve teknoloji şirketleri gibi alanlarda çalışanlar da örnek olarak gösterilebilir.
Sessiz istifanın sektör bazlı karşılaştırmasına bakıldığında, “şu meslek grubunda daha fazla, bu meslek grubunda daha az” gibi net ayrımlar yapmaktansa, sektörlerin birbirini nasıl etkilediğini anlamak daha doğru olacaktır. Dijitalleşen çağda, mesai saatleri dışı çalışmayı da kapsayan yeni meslek biçimleri, geleneksel mesaili işlerde sessiz istifayı bazı durumlarda tetikleyebiliyor. Bunun yanı sıra dünyadaki azalan kaynaklar sonucunda artan ekonomik baskılar hem işverenleri hem de çalışanları zor durumda bırakıyor.
Sonuç olarak bu durumu gözlemlemek ve sessiz istifaya dur demek büyük ölçüde kurumların sorumluluğunda. Sessiz istifanın önüne geçebilmek için sorunun fark edildiği anda çalışanla iletişim kurmak, verilen tepkileri ve süreci doğru analiz etmek büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra iç iletişim çalışmalarına ağırlık verilmesi, yeni stratejiler geliştirilmesi ve sessiz kalınan süreçlerin doğru okunması gerekiyor.

Yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmamış.
Gönderilen yorumlar moderasyon ekibi tarafından incelenir.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir.
Lütfen hesabına giriş yap veya yeni üye ol.