Plaza Dili ve Edebiyatı: Kurumsal Duygusuzluk ve Toplumsal Etkileri
İş dünyasında sıkça karşılaştığımız “plaza dili”, modern kurumsal kültürün en görünür işaretlerinden biri haline geldi. İngilizce terimlerle harmanlanmış bu jargon, ilk bakışta çalışanlar arasında bir aidiyet ve profesyonellik hissi yaratıyor.
Plaza Dili İş Yerlerinde İletişimi Koparıyor
İş dünyasında sıkça karşılaştığımız “plaza dili”, modern kurumsal kültürün en görünür işaretlerinden biri haline geldi. İngilizce terimlerle harmanlanmış bu jargon, ilk bakışta çalışanlar arasında bir aidiyet ve profesyonellik hissi yaratıyor. Ancak araştırmalar, aşırı kullanımının kurumsal iletişimi ve çalışan bağlılığını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.
Kurumsal dünyada profesyonellik göstergesi olarak görülen “plaza dili”, son yıllarda sadece dilbilimcilerin değil, insan kaynakları profesyonellerinin de dikkatini çekiyor.
İngilizce terimlerle süslenmiş, zaman zaman karmaşık bir jargona dönüşen bu dil, bir yandan kurum kültürünü temsil ederken diğer yandan da çalışanlar arasında mesafe, iletişim kopukluğu ve duygusal yabancılaşma yaratıyor. Günümüz çalışanları arasında sıkça duyulan “brief almak”, “deadline”, “task atamak”, “call yapmak”, “meeting set etmek”, “update geçmek”, “ASAP” ya da “follow up etmek” gibi ifadeler artık iş dünyasının günlük dili haline geldi.
Ofis sohbetlerinde “outlook’tan ping atmak”, “feedback dönmek”, “alignment sağlamak” veya “loop’a almak” gibi terimler, profesyonellik göstergesi olarak görülüyor. Ancak bu yeni dilin altında yatan sosyolojik ve psikolojik etkiler, iş yerlerinde giderek büyüyen bir “kurumsal duygusuzluk” ve yabancılaşma sorununa işaret ediyor.
İletişimi Güçleştiriyor ve Anlam Karmaşası Yaratıyor
“Plaza dili” kavramı, Türkiye’de özellikle 2000’li yılların ortasından itibaren akademik literatürde yer almaya başladı.
Marmara Üniversitesi’nden Süleyman Ün, 2018 yılında yaptığı yüksek lisans tez araştırmasında, plaza dilini “küreselleşme ve modern iş dünyasının etkisiyle ortaya çıkan, İngilizce kökenli terimlerin Türkçe iş ortamına entegre edilmesiyle oluşan hibrit bir dil türü” olarak tanımlıyor.
Ün’ün araştırmasına göre, bu dil biçimi genellikle beyaz yakalı çalışanlar arasında “profesyonel bir kimlik göstergesi” olarak görülüyor. Ancak, iletişimi kolaylaştırmak yerine kimi zaman sınırlayıcı bir etki yaratıyor. Yeni çalışanlar, bu jargonun dışında kaldıklarında aidiyet hissini kaybedebiliyor. Bu da örgütsel bağlılığı zayıflatan unsurlardan biri haline geliyor.
DergiPark’ta 2021 yılında yayımlanan Akademik Personelin Plaza Dili Kullanımı başlıklı makale ise, bu dilin “toplumsal statü sembolü” olarak algılandığını ortaya koyuyor. Akademik kadrolarda bile, İngilizce terimlerin Türkçeye gereğinden fazla entegre edilmesiyle oluşan bu jargonun, iletişimi güçleştirdiği ve anlam karmaşası yarattığı vurgulanıyor.
Plaza dili, Duygusal Tükenmenin Modern Bir Biçimi
Dil hem bir iletişim hem duygusal bağ kurmanın da yollarından biri. Çalışanların kullandığı dilin duygusal tonunu kaybetmesi, kurum kültüründe hissedilen duygusuzluğu açık bir şekilde gösteriyor.
BRITA VIVREAU’nun 2024 yılında, İngiltere genelinde 3 binden fazla çalışanla yaptığı Corporate Jargon Disconnect Report adlı araştırma sonuçlarına göre, çalışanların yüzde 61’i, yöneticilerinin kullandığı jargonun “anlamsız veya samimiyetsiz” olduğunu düşünüyor.
Yüzde 48’i ise bu dili kullanan yöneticilerle “duygusal bir bağ kuramadığını” ifade ediyor. Benzer şekilde Florida Üniversitesi’nin 2025 yılında yürüttüğü çalışma, iş yerinde aşırı jargon kullanımının çalışanların bilişsel yükünü artırdığını ve mesajları doğru yorumlama yeteneğini zayıflattığını gösteriyor.
Araştırmaya göre ayrıca, jargonun fazla olduğu iletişim ortamlarında çalışanların stres seviyeleri yüzde 37 oranında artıyor. Bu sonuçlar, Arlie Russell Hochschild’in (1983) klasik eseri The Managed Heart’ta öne sürdüğü “duygusal emek” kavramıyla da örtüşüyor.
Hochschild, iş yerinde duyguların yönetilmesinin bir “performans” haline geldiğini ve bu durumun zamanla duygusal tükenmeye yol açtığını belirtiyor. Bugün plaza dili, tam da bu duygusal tükenmenin modern bir biçimi olarak değerlendiriliyor.
Duygusal Mesafeyi Artırıyor
Plaza dili kurumsal bir iletişim ve bir kimlik aracı olarak işlev görüyor.
“Beyaz Yakalıların Dünyasının Dili: Plaza Türkçesi” başlıklı çalışma (Academia.edu, 2019), bu dilin Türkiye’de özellikle belirli bir eğitim düzeyine sahip, şehirli ve orta-üst sınıf çalışanlar arasında yaygın olduğunu gösteriyor. Plaza dilinin dışına çıkan ya da bilmeyen çalışanlar, kendilerini “kurumsal topluluk” dışında hissedebiliyor. Bu da hem iletişimi hem de iş yerinde kapsayıcılık ve eşitlik anlayışını zedeliyor.
Kurumsal dille kurulan bu “ayrıcalıklı alan”, yeni başlayanlar, saha çalışanları ya da mavi yakalı personel açısından erişilemez hale geliyor. Özetle, plaza dili iş yerinde bir “biz” ve “onlar” ayrımı yaratıyor. Bu ayrım, zamanla çalışanlar arasında duygusal mesafeyi artırıyor ve kurum kültürünün temelinde olması gereken güven duygusunu aşındırıyor.
İnsan Kaynakları Neler Yapmalı?
Plaza dili, insan kaynakları yönetimi açısından iki yönlü bir etki yaratıyor. Bir yandan kurumsal kimliği güçlendirme potansiyeli taşırken, diğer yandan çalışan bağlılığı ve iletişim kalitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle insan kaynakları departmanının, iletişim kültürünü dönüştürmeye yönelik üç kritik adımı önceliklendirmesi önem taşıyor:
Kurumsal İletişim Eğitimi:
Galata Business Center tarafından 2022 yılından bir araştırma, kurum içi eğitimlerde anlaşılır ve sade dilin kullanılmasının çalışan bağlılığını güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda insan kaynakları yöneticileri, oryantasyon süreçlerinde açık iletişim kültürünü teşvik eden eğitim programları düzenleyebilir.
İletişim Kılavuzları ve Dil Politikaları:
PlazaCubes’in 2021 yılında yayımladığı “Plaza Dili ve Edebiyatı 101” rehberinde, kurumların kendi dil politikalarını belirleyerek gereksiz jargonun kullanımını sınırlandırmasının iletişim kalitesini artırdığı belirtiliyor.
Katılımcı Geri Bildirim Mekanizmaları:
Çalışanların dil kullanımına dair görüşlerini anonim biçimde paylaşabilecekleri geri bildirim sistemleri oluşturmak, kurumsal iletişimde farkındalık yaratabiliyor. Bu tür yaklaşımlar dilin ve kurum kültürünün de demokratikleşmesini sağlıyor.
Bu uygulamalar hem iletişimi kolaylaştırıyor hem de iş yerinde “insani temasın” yeniden kurulmasına katkı sağlıyor. Çünkü kurum kültürünün içtenliği ve güven duygusu, kullanılan dilin niteliğinde ve iletişimdeki samimiyet düzeyinde yatıyor.
İnsan kaynakları, İletişimde Sadeliği ve Samimiyeti Öne Çıkaran Politikalar Geliştirmeli
Günümüzde plaza dili kullanımı sadece iş dünyasıyla sınırlı değil. Medya, reklam ve sosyal platformlar üzerinden toplumsal dile de sızıyor. Genç kuşaklar, profesyonel olmanın bir göstergesi olarak bu dili benimserken, aslında yabancılaşmayı normalleştiriyor.
Bu durum, özellikle Türkiye’de “şehirli elit dili” tartışmalarını gündeme getiriyor. Sosyologlar, bu tür dillerin zamanla bir tür “kültürel sermaye” işlevi gördüğünü ve toplumdaki eşitsizlikleri pekiştirdiğini savunuyor. Plaza dili böylece hem bir jargon hem de “sınıfsal bir gösterge” haline geliyor.
Birçok araştırma, küreselleşmenin ve modern iş yaşamının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan plaza dilinin kurum içi iletişimi kolaylaştırmaktan çok, çalışanları birbirinden uzaklaştırdığını gösteriyor. Dili yönetmek, aslında kurumun duygusal zekâsını yönetmek anlamına da geliyor. İnsan kaynakları profesyonellerinin bu gerçeği göz önünde bulundurarak, iletişimde sadeliği ve samimiyeti öne çıkaran politikalar geliştirmesi gerekiyor.
Kaynakça:
- Academia.edu. (2019). Beyaz yakalıların dünyasının dili: Plaza Türkçesi.
- BRITA VIVREAU. (2024). Employees disconnected at work due to corporate jargon. HRD Connect.
- DergiPark. (2021). Akademik personelin plaza dili kullanımı.
- Florida Üniversitesi. (2025). Workplace jargon and employee emotional engagement.
- Galata Business Center. (2022). Plaza nedir ve plaza dili kavramları nelerdir?
- Hochschild, A. R. (1983). The managed heart: Commercialization of human feeling. University of California Press.
- PlazaCubes. (2021). Plaza dili ve edebiyatı 101.
- Ün, S. (2018). Plaza dili üzerine toplumsal-dil bilimsel bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi).

Yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmamış.
Gönderilen yorumlar moderasyon ekibi tarafından incelenir.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir.
Lütfen hesabına giriş yap veya yeni üye ol.